aksemseddin
Eğitimleri

Şehzadelerin eğitimine kuruluşundan itibaren tüm Osmanlı dönemi boyunca büyük önem verilmiştir. Bu eğitimin önemli olmasının asıl nedeni ise tahta geçecek ve padişah olacak şehzadenin ülke yönetimini ele alacak olmasıdır. Ancak bu eğitimler dönemler halinde çeşitli değişimlere uğramıştır. Şehzade eğitimlerinin değişim geçirdiği dönemler ise dört bölüme ayrılabilir. Bunlar;

Kuruluştan Kafes Sisteminin uygulanmasına kadar süren yıllar,
Kafes sisteminden 19’uncu yüzyılın ortalarına kadar süren yıllar,
19’uncu yüzyılın ortalarından İkinci Meşrutiyetin ilanına kadar süren yıllar
İkinci Meşrutiyetin ilanından sonraki yıllardır.
19’uncu yüzyılın başında ilan edilen İkinci Meşrutiyete kadar şehzadeler, ilk eğitimlerine saraylarda başlıyorlardı. Şehzadelerin bu eğitimlerinden Dâye ve Lalalar sorumlulardı. İlk öğretime başlayacakları zaman Bed’-i Besmele törenleri gerçekleştiriliyordu. Bu zamana kadar alfabe harflerini zaten öğrenmiş olan şehzadelere alfabe okutuluyor ve kısa bir tören gerçekleştirilmiş oluyordu. Okula başlayan şehzadeler çok çeşitli dersler almalarına karşın, öncelik okuma, yazma, Kur’an ve temel dini eğitimler üzerine eğitim alıyorlardı. 11 veya 15 yaşına kadar devam eden bu eğitimlerde dövüş ve binicilik gibi uygulamalı dersler de bulunuyordu.

Şehzadeler 11 veya 15 yaşına kadar aldıkları teorik ve temel eğitimlerin ardından, saltanat sırası kendilerine gelinceye kadar pratik eğitim için büyük sancaklara gönderiliyorlardı. Bu pratik eğitim için sancaklara gönderilme dönemi I. Ahmed ile birlikte son bulmuştur. Bu dönemden sonra kafes sistemi olarak bilinen sistem devreye girmiştir. Bu sisteme göre onlu yaşlarına kadar eğitimlerini tamamlayan şehzadeler, saraylarda Şimşirlik olarak adlandırılan dairelerdeki kendilerine ayrılan bölümlerde yaşamaya başlamışlardır. Ancak 15 yaşından küçük olanlar Topkapı Sarayı’nda, “Dâye” adı verilen çocuk hizmetçilerinin bakımı altında yaşıyorlardı. 15 yaşından sonra ise kendi bölümlerine yerleştiriliyorlardı. Artık burada, saray dâhilindeki yerlerini asla terk edemiyorlardı. Eğitimleri ise aksaksız ve çok sıkı bir şekilde öğretmenler eşliğinde devam ediyordu. Şehzadeler saray bölümlerinde uzun yıllar bir tür hapis hayatı gibi yaşamaya mecbur bırakılıyordu. Çünkü hizmetçiler (cariye) ve anneleri dışında neredeyse kimseyle irtibatları olmuyordu.

II. Abdülhamid 25 yaşında şehzadelik döneminde günümüzde İskoçya’da bulunan Balmoral Kalesinde. (1867)
1839 yılına kadar hiçbir devlet töreni veya bayrama da iştirak etmeyen şehzadeler ancak Abdülmecid’in 1839 ile 1861 yılları arasındaki saltanatı esnasında bazı tören ile bayramlara katılabildiler. Bu dönem zaten kafes sisteminin yumuşadığı ve bozulmaya başladığı bir dönemdir. Ayrıca bu dönemde şehzadelerin eğitimlerinde de değişiklikler olmuş, batı kültürü de verilen eğitimler arasına girmiştir. Ayrıca yine bu dönemde Şehzâdegân Mektebi (Mekteb-i Âli) okulunda daha önce hanedan üyeleri ve Osmanlı Devleti’nin ileri gelenlerinin çocukları eğitim görürken, daha sonra ağırlıklı olarak şehzadeler eğitim almaya başlamışlardır. Bu okulda yabancı öğretmenler de dersler verebiliyordu. Ancak ağırlıklı olarak öğretmenler askerlerden seçiliyorlardı. Sonraki yıllarda padişah II. Abdülhamid bu okulda kendi çocuklarına daha fazla ilgi gösterilmesini ve daha iyi eğitim almalarını istemişti. Çocuklarının eğitimine gösterdiği özeni ve itinayı ise hanedanın diğer erkek çocuklarının eğitiminde göstermedi. Bu nedenle diğer hanedan üyelerinin erkek çocuklarının eğitim seviyeleri bu yıllarda oldukça düşüktü. 1908 yılında İkinci Meşrutiyetin ilanı ile birlikte bu okul kapandı. II. Abdülhamid’in 1909 yılında tahttan indirilmesi, şehzadelerin eğitim ve diğer durumlarını da değiştirdi. Artık şehzadeler kapalı yerlerde de kalmaktan kurtulmuşlardı.

1913 yılında ise şehzadelerin eğitimine yönelik olarak “Hanedân-ı Saltanat Âzâsının Hâl ve Mevkileri ile Vazâifini Tayin Eden Nizamnâme” yürürlüğe girdi. Bu nizamnameye göre artık şehzadeler mükemmel bir şekilde Türkçe ve Arapça eğitimi gördükten sonra, bir yabancı dilin okumasını ve yazmasını da öğreneceklerdi. Ayrıca Nizamnâme ile birlikte şehzadelerin eğitimi de kurumsal bir yapıya kavuşmuş oldu. Şehzade eğitimine dair son karar ise 7 Şubat 1922 tarihinde “Hanedân-ı Saltanat Kararnamesi” ile yapıldı. Bu Kararname ile şehzadelere verilen eğitimin daha net çerçevesi çizilmiştir.