Osmanlıda iftar
Osmanlıda iftar
Osmanlıda iftar
ESKİ İFTARLAR

Sultan Abdülmecid Han devri. Ricâl-i Devlet-i Aliyyeden bir beyzadenin konağında iftar daveti var. Kibar ve ricalden davet edileceklere rütbelerine, mevki ve hassasiyetlerine göre davetiyeler yazıldı ve yollandı. Bunlar, pek ziyade arifane kaleme alınırlardı. Bunların yazılarına sarfolunan emek dolayısıyle iftar davetlerinin neza ket dereceleri anlaşılabilir. İftar sofrası selamlıkta kurulmuştu. Ama bütün levazımat haremden veriliyordu. Hatta iftariye tepsisi de. Harem kileri tepsiyi saat 11.30’da tanzime başlamıştı. Evvela on iki kişilik büyük değirmi, yaldızlı sini geldi. Önce, Bursa bezinden kalem işlemeli sofra örtüsü yere yayıldı. Sonra da altı bacak denilen sofra iskemlesi açılıp sini bunun üzerine oturtuldu. Bu sininin etrafına on iki tane de tekerlek denilen yer şilteleri dizildi. Her şilte karşısına Karamürsel bezinden küçük havlularla, küçük tabaklar içinde el, ağız silmeye mahsus sabunlu el bezleri kondu.

İftar tepsisinde biri siyah, diğeri yeşil olmak üzere iki çeşit zeytin vardı. Yeşlili, yağlı ve sirkeli, siyahı da vakit girince iftar etmek için sade idi. Bunlardan başka, yalı, susamlı olmak üzere kırılmış iki türlü simit, pastırma, sucuk, ünnap, ceviz, turunç ve erik reçelleri, humas şerbetleri ile hurma ve zemzem konulmuştu. Kaşıklar iki çeşitti: ucu mercanlı şimşir kaşık, bağa kaşık. Ezan okununca iftarlar açıldı, sonra da kalkılıp, hep beraber akşam namazı kılındı. Sonra da tekrar sofraya oturuldu. Yemekte Yaver ile Dilaver nöbetleşe hizmet ediyorlardı. Selam lık hizmetkarlarına ekseriya bu isimler verilirdi. Biri sahan veriyor, diğeri de su, ekmek gibi sofra levazımatını ikmal ediyordu. Yemeklere gelince: Önce çorba, sonra pastırmalı sucuklu yumurta, bunları mütekip hindi dolması, etli kereviz, pirinç pilavı, su böreği ve nihayet hünkar beğendi tatlısı ikram edildi. Yemekten kalkınca çubuklarla beraber âlâ Yemen kahveleri geldi. Teravihe kadar âfâkî sohbetler edildi. Büyük sofada kılınan teravihden sonra gülsuları serpildi, dondurmalar yenildi. Bu minval üzere sohbet, sahur vaktine kadar devam etti. Sonra da sofra yeniden kuruldu ve sahur yemekleri yenildi. Misafirler, hane sahibinden müsaade isteyerek kalktılar.