tüccar
tüccar
tüccar
KUMAŞ VE İNGİLİZ TÜCCAR

Bir İngiliz tüccar, Osmanlı‘dan kumaş alıyor. Osmanlı birer birer topları gösteriyor, teslim ediyor; gösteriyor, teslim ediyor. Ama Osmanlı tüccarının bir tanesinde bir şey dikkatini çekiyor. Kumaşta bir hata var. Defolu bir kumaş. O kumaşı çekiyor, kenara koyuyor, ötekileri veriyor. İngiliz tüccar diyor ki:
– Neden o kumaşı kenara aldın?
O diyor ki:
– Bak, burada bu kumaşın defosu var. O kumaşı sana veremem.
– İyi ya defosu varsa var. O, onun fiyatını düşürür. Ben onu senin uygun göreceğin düşük bir fiyatla satın almak istiyorum.
Osmanlı tüccarı diyor ki:
– Hayır, onu sana vermem mümkün değil. Ötekilerden daha fazla para versen de ben sana o kumaşı vermem. Çünkü sen onu satacaksın. Sattığın zaman da o kumaş bir başkasına gidecek. Bu kumaşı buradan aldığını sen söylemesen de, gerçek bir tüccar bir bakışta Osmanlı’nın dokuduğu malı derhal anlar. Ve de onda defo olursa sen lekelenmezsin, ben lekelenirim. Bu sebeple sana bu kumaşı vermem.