Bozoklu (Bıyıklı) Mustafa Paşa
Bozoklu (Bıyıklı) Mustafa Paşa
Bozoklu (Bıyıklı) Mustafa Paşa
Merzifonlu Kara Mustafa Paşa

Merzifonlu Kara Mustafa Paşa (1634/1635 – 25 Aralık 1683), Osmanlı padişahı Avcı Mehmet saltanatı sırasında 3 Kasım 1676 – 15 Aralık 1683 tarihleri arasında yedi yıl bir ay on iki gün sadrazamlık yapmış bir Osmanlı devlet adamıdır. 1672-1676 Osmanlı-Lehistan Savaşı ve 1676-1681 Osmanlı-Rus Savaşında kazandığı başarılara rağmen, II. Viyana Kuşatması ile özdeşlemiş olan sadrazamdır ve kuşatmanın hüsranla sonuçlanması üzerine idam edilmiştir.

Hayatı
Doğumu
Kara Mustafa Paşa 1634 yılında Merzifon’un ilçeye en yakın köylerinden biri olan Marinca (Narinciye-Bahçekent-Karamustafapaşa) köyünde dünyaya gelmiştir.[1] O bölgenin sipahi ileri gelenlerinden Oruç Bey’in oğludur. Annesi Abide Hatundur.

Osmanlı-Lehistan Savaşı
1672-1677’de Lehistan Seferleri sırasında Osmanlı orduları serdar-ı ekremliğini önce Köprülü Fazıl Ahmed Paşa yapmıştır ama sonra Merzifonlu Kara Mustafa Paşa serdar olmuştur. Sonradan Kamaniçe Seferi olarak anılan 1672 yılı seferine Sultan IV. Mehmet de katılmıştır.

Lehistan-Litvanya Birliği Kralı Mihal Visevetski (Michał Wiśniowiecki) Ukrayna’da Kazakların aleyhinde hücuma geçip büyük bir arazi, birçok kale ellerine geçirmişti. Bunun üzerinde Osmanlılara tabi olan Zaporog ve Sarıkamış Kazakları Hetman’i Durosenko’ya destek sağlamak üzere Osmanlı ordusu Köprülü Fazıl Ahmet Paşa serdarlığında Sultan IV. Mehmet’in ve Kara Mustafa Paşa’nın katıldığı sefer başlatıldı. 5 Haziran-9 Aralık 1672 döneminde süren bu seferde Podolya üzerine gidildi ve Kamaniçe dahil birçok Kazaklardan Lehistan eline geçmiş olan şehir ve kale Osmanlılar eline geçirildi. Bu seferde Osmanlı güçleri, Lehistan Kralı Mihal Visevetski (Michał Wiśniowiecki)’nin merkez yaptığı Lemberg (Türkçesi İlbav) şehrini muhasara ettiler. Padişah IV. Mehmet şahsen bu kaleye 2 saat mesafeye kadar gitti. Bu Osmanlı başarıları Lehistan kralı ve hükümetini şaşırttı ve Lehliler Kırım Hanı aracılığı ile barış istediler.

Ekim 1672’de Bucas sahrasındaki ordugahta başlayan müzakereler sonunda Osmanlı ve Lehistan devletleri arasında barışı sağlayan Bucaş Antlaşması imzalanmıştır. Türkçe ve Latince iki lisan üzerinde yazılmış olan antlaşmanın Türkçe metni Merzifonlu Kara Mustafa Paşa tarafından mühürlenip Lehistan elçisine verilmiş ve onlar da Latince metini imzalayıp Kara Mustafa Paşa’ya teslim etmişlerdir. Bu galibiyet ve Bucas Antlaşması ile Osmanlı’lar güney Ukrayna’da bulunan Kazak bölgelerinin koruyucuları haline geçmişlerdir. Podolya’da alınan topraklar ile Kaminice merkezli “Podolya Eyaleti” kurularak Osmanlı devletinin sınırı tarihinin en kuzey noktalarına erişmişdir ve topraklar üzerindeki Osmanlı idaresi 99 yıl 1699’a kadar sürmüştür. Ayrıca Lehistan-Litvanya Birliği yıllık vergi vermeye mecbur bırakılmışlardır.

1673’de Ukrayna ‘da Zaporog ve Sarıkamış Kazakları Hetmanı Döresenko Osmanlı güçleri ile birlikte olmuştu.

1674’de Ruslar Ukrayna Kazaklarına hücum etmişler ve onlara ait birkaç palanga ele geçirmişler ve Kazak Hetmanı’nın merkezi olan Çehrin (Lehçe: Czehryń ve yeni ismiyle Çığırın) kalesini sarmışlardı. Kara Mustafa Paşa serdarlığında ve Sultan IV. Mehmed’in katılması ile yeni bir Lehistan seferi için Ukrayna’ya yürüdü. Bu sefer esnasında Kırım Hanı Selim Giray hetmanı kötümek için Çehrin üzerine gönderildi. Bunu haber alan Çehrin’i kuşatan Rus generali çekildi ve Çehrin kuşatmasını kaldırdı. Kazak Hetmanı Dorsenko Osmanlı karargahına gelerek Osmanlılara bağlı Ukrayna bölgesi hükümdarı olarak kabul edildi ve kendine bir altın topuz hediye edildi.[1]

Lehistan Kralı Mihal 1673’te öldü. 1671-1676 Osmanlı-Lehistan Savaşı’nın devam etmekte olduğu bu sırada Lehistan-Litvanya Birliği ordularının kumandanlık görevini Jan Sobieski yüklendi. Lehistan-Litvanya Birliği ordusu 11 Kasım 1673 tarihinde Hotin yakınlarındaki yapılan bir muharebede Sarı Hüseyin Paşa komutasındaki bir Osmanlı ordusu kolunu büyük bir yenilgiye uğrattı. Bu Osmanlı yenilgisi 1672’de imzalanmış olan Bucaş Antlaşması’nın koşullarını değiştirmedi. Fakat Jan Sobieski’nin ismini yaydı ve nihayet Jan Sobieski Mayıs 1674’de Avusturya’lıların gösterdiği krallık adayına karşı olarak Lehistan-Litvanya Birliği Kralı seçildi.

Jan Sobieski Avusturya’lılar aleyhinde Fransa’ya yaklaştı. Fransız arabuluculuğu ile Osmanlılarla savaşı sona erdirmeye çalıştı. Haziran 1675’te Fransa’yla Jaworow Antlaşması’nı imzalayıp bu anlaşmanın bir gizli maddesinde Osmanlılarla barış yapıldıktan sonra Habsburg Avusturya Kutsal Roma Germen İmparatorluğu’na savaş açacağına söz verdi. Ekim 1676’da Osmanlılarla Lehistan arasinda İzvança Antlaşması’nı imzaladı. Bu antlaşma koşulları Lehistan için Bucas Antlaşması’ndan biraz daha elverişli idi.

Kara Mustafa Paşa 3 Kasım 1676’da Edirne’de Sadrazam Fazıl Ahmet Paşa’nın ölmesi ile sadrazamlığa getirildi.

Birinci Osmanlı-Rusya Savaşı
Merzifonlu Kara Mustafa Paşa’nın sadrazam olduktan sonra uğraştığı ilk sorun Ukrayna’da bulunan Kazak Hetmanlığı’nın kime bağlı olacağı ile ilgiliydi.

Zaporog ve Sarıkamış Kazakları Hetmanı Doroşenko 1675’e kadar Osmanlılara tabi olmuştu. Fakat kendine tabi olan Kazak cenkçi ve askerlerini baskısiyla 1675’dan itibaren Rus taraftarlığına döndü. Doroşenko Ruslarla anlaşıp 19 Eylül 1676’da Sağ Ukrayna Kıyıları (Pravoberezhna Ukrayına) Kazakları Hetmanlığını bıraktığını ilan etti ve Rusya’ya sürgüne çekildi. Merkezi olan Çehrin kalesini Ruslara teslim etti. Bunun üzerine Osmanlı Sadrazamı Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Doroşenko’nun azledildiğini bildirdi; yerine Sağ Ukrayna Kıyıları (Pravoberezhna Ukrayına) Kazakları hetmanlığına İstanbul’da eğitilen Yuri Himelnitskiyi adlı bir papazı atandığını ilan etti. Temmuz 1677’de Şeytan İbrahim Paşa serdarlığı altında bir Osmanlı-Kırım Tatar Hani ordusu I. Çehrin Seferi’ne başladı ve bu ordu Ağustos’da Çehrin kalesini kuşatma altına aldı. Çehrin Kalesi Osmanlılar tarafından 23 gün kuşatmaya alındı. Fakat kaleyi kurtarmak için büyük bir Rus ordusu geldiği haberi gelince29 Ağustos’t serdar ve Kırım Hani kuşatmayı bırakarak geri çekildi. Şeytan İbrahim Paşa İstanbul’a dönünce vezirlikte atılıp tutuklandı ve Kırım Hani Selim Giray hanlıktan azledildi.

Bu başarısızlık dolayısıyla Rus çarı anlaşmak için İstanbul’a bir elçi gönderdi. Sadrazam Kara Mustafa Paşa Ruslarla harp taraftarıydı ve bir sefer hazırlığına başlamıştı. Ama Çehrin kalesinden Rusların çekilip bu kalenin Osmanlılara tabi Kazak Hetmanı’na verilirse sulh yapılabileceğini bildirdi. Rus elçisi buna yanaşmadı. Rus elçisinin elinden nağme alınıp elçi Sultan huzuruna çıkarılmadan İstanbul’a gelmesinden 12 gün sonra Rus elçisi geri gönderildi.

1678’de Sadrazam Merzifonlu Kara Mustafa Paşa serdarlığında başlayan yeni bir sefer, İkinci Çehrin Seferi başlatıldı. Sultan IV. Mehmet de orduya Silistre’ye kadara katıldı. Kara Mustafa Paşa serdarlığında Osmanlı ordusu Ukrayna’da ilerliyerek Çehrin önüne geldi. 21 Ağustos 1678 tarihinde Çehrin Osmanlıların eline geçti. Bu yenilgi, Ruslar için kötü oldu. Çünkü; önemli bir bölgeyi kaybetmişlerdi. Rus Çarı Aleksey yeni bir strateji olarak Sağ Ukrayna Kıyıları arazilerinde yaşayan Kazakları zorlayıp Dinyeper Nehri batısındaki bölgelerin nüfusunun küçülmesini hedef almıştı. Diğer taraftan da Rusla Çehrin’i tekrar fethetmek için hazırlığa başladıları söylentilerini yaymaya başladılar. Bu söyletileri haber alan Sadrazam Kara Mustafa Paşa Osmanlı Ordusunu yeni bir savaş açmak hedefiyle Edirne’de toplamaya başladı. Rusya Çarı Aleksey ile yeni Lehistan Jan Sobieski arasında Osmanlıların aleyhinde bir dostluk antlaşması imzalandı. Rusya Çarı, güçlü olmadığını bilip çok toprak kaybetme riskini göze alamadı. Bunun üzerine Rusya Çarlığı barış istedi ve Sadrazam Kara Mustafa Paşa da barışı kabul edip. yeni savaş, son anda önlendi. 31 Ocak 1681’de Rusya Çarlığı ve Osmanlı Devleti ile Kırım Hanlığı arasında Bahçesaray Antlaşması imzalandı. Buna göre Dinyeper Nehri Osmanlı Devleti ile Rusya Çarlığı arasında sınır olip sağ yakası (batısı) Osmanlı Devletinin elinde kaldı ve Çehrin kalesi Osmanlılara ait olduğu kabul edildi. Dinyeper Irmağı’nın sol yakasının ise, yani Ukrayna’nın doğuşu ve Zaporogya Kazaklar bölgelerinin, Rusya Çarlığı idaresinde olduğu Osmanlılar tarafından onaylandı.

Osmanlı Habsburg Savaşı ve İkinci Viyana Muhasarası
Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Avusturya seferine çıktıktan sonra diğer önde gelen paşalarla savaş divanı kurup Yanıkkale (bugün Macaristan sınırları içinde kalan Győr-Moson-Sopron şehri) mi yoksa Viyana üzerine mi gidilmesini tartışmıştır. Birçok paşanın bu sene Yanıkkale’nin alınıp seneye daha iyi hazırlanılarak Viyana’nın üzerine gidilmesi fikrine karşı Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Viyana üzerine gidilmesine karar vermiştir ve bunun üzerine Osmanlı ordusu Viyana’yı kuşatma altına almıştır.

Merzifonlu Kara Mustafa Paşanın amacı şehri vire (teslim) ile ele geçirmek böylece yeniçerilerin şehri yağmalamalarını önleyerek Viyana hazinelerini korumak idi. Böylece kuşatma uzadı.

Bu da Polonya kralı Jan Sobieski komutasındaki 25.000 kişilik Lehistan ordusunun vakit kazanarak Viyana’nın imdadına yetişmesine sebep oldu. Haçlı ordusunun Viyana önlerine gelmesi üzerine askerleri siperlerden çıkararak kuşatmayı kaldıran sadrazam, savaş pozisyonu aldı. Haçlıların ilk saldırısı üzerine Osmanlı hatları yarıldı ve askerler kaçmaya başladılar.

Viyana Bozgunu ve Merzifonlu Kara Mustafa Paşa’nın idamı
Bunun üzerine sadrazam ordunun tüm ağırlıklarını geride bırakarak Belgrad’a çekildi. Viyana bozgunu üzerine Sultan IV. Mehmet bir hatt-ı şerifle kapıcılar kahyasını Belgrad’a göndererek Merzifonlu Kara Mustafa Paşa’yı idam ettirdi.

Kara Mustafa Paşa tarafından idam ettirilen, Budin Beylerbeyi Koca Arnavut Uzun İbrahim Paşa’nın idam öncesi sözleri:

“Padişah, yenilgi ve bozgun nedeniyle böyle güçlü bir Sadrazamı öldürülerek cezalandırmayı sakın düşünmesin. Bu işin iyi bir şekilde sonuçlandırılması yine onun güçlü yönetimine verilmelidir. Çünkü, çevresindeki ve yönetimindeki pek çok makam sahibine ancak o sözünü dinletebilir. Gayretli bir Sadrazamdır. Ondan başka hiçbir Sadrazam bu karışıklığın ve düşman saldırılarının önünü alamaz.

Raşit Tarihinde anlatılanlara göre uğranılan yenilginin acısını belki de çok fazlasıyla ödetebilecek güçte olan bu şanssız Sadrazamın öldürülmesiyle Osmanlının Avrupa’daki “Fetih Dönemi” de kapanmış oldu.