Topal Osman Ağa
Mustafa Kemal’in Muhafız Komutanı Giresunlu Osman Ağa

Osman Ağa 1883’te Giresun’un Hacı Hüseyin Mahallesinde doğdu. Ailesi Feridunzaler olarak bilinip Soyadı Kanunu ile Feridunoğlu soyadını almıştır. Babası Hacı Mehmet Efendi annesi Zeynep Hanım’dır. Osman Ağa’nın babası tüccardır. Dedesi ise kaptandır. Varlıklı bir aileye mensuptur.[1] Osman Ağa ortaöğretimini yarım bırakmış geçimini tütün ve kereste ticaretiyle sağlamıştır. Osman Ağa, Aksu Deresi ağzında Rumlar tarafından kurulan kereste fabrikasına kayınbiraderi ile ortak oldu.  Panazoğlu Hacı İsmail Ağa’nın kızı Hatun Panaz Hanımla evlenmiştir. Bu evliliğinden İsmail ve Mustafa adında iki oğlu vardır. Zamanla lider özellikleri, cömertliği ve varlığı nedeniyle yöre halkı tarafından “AĞA” lakabıyla anılmaya başladı.[2] .Balkan Savaşı’na katılmış, dizinden yaralanmıştır. I.Dünya Savaşına katılmış, Ruslara karşı Batum ve Harşıt’ta çarpışmıştır. Osman Ağa’nın gönüllü taburu Rusların Harşıt Çayını geçmesine mani olmuş, Tirebolu’nun işgalini önlemiştir. Mondros Mütarekesinden sonra Belediye Başkanı olan Osman Ağa, burada 400 yıl sulh içinde yaşayan Rum ve Ermenilerin, işgalci çeteler kurarak çabuklaştırıcı çalışmalara başlamaları üzerine, gönüllü birliği ile bu işgal çabalarının belini kırmıştır. Rum ve Ermeni işgalci çeteleri, Osman Ağa’yı tehcir işlerinden sorumlu göstermişler, yakalama emri çıkartmışlardır. Bu olay üzerine Osman Ağa, Şebinkarahisar bölgesine yerleşmiştir. 8 Mayıs 1919 tarihinde Yunan Kızılhaç heyetini taşıyan bir Yunan gemisi Giresun’a gelir. Heyet 11 Mayıs 1919 tarihinde Taşkışla’ya beyaz renkli Yunan Kızılhaç bayrağını, daha da ileriye gidip, 5 Haziran tarihinde Pontus bayrağını asarlar. Bunun üzerine Osman Ağa harekete geçer, işgal bayraklarını indirip, Türk bayrağı asar. Aynı yıl Temmuz ayı içinde Osmanlı Hükümeti tarafından affedilen Osman Ağa, İzmir ilinin Yunanlılar tarafından işgali üzerine,  17 Mayıs 1919’da Giresun’da büyük bir miting düzenlemiş, işgali protesto etmiştir. Osman Ağa’nın büyük önder Mustafa Kemal Atatürk ile ilk buluşması 29 Mayıs 1919 günü Havza’da gerçekleşmiştir. Bu buluşmadan sonra sadece ondan aldığı emirlerden güç alarak daha rahat hareket etmeye başlamıştır. Müdafai Milliye Cemiyetinin kurulmasını da sağlayan Osman Ağa, Erzurum kongresi için Ali Naci Duyduk ve İbrahim Hamdi Beyi temsilci göndermiştir. 12 Kasım 1920’de Atatürk ile yeniden buluşan Osman Ağa, onun isteği üzerine önce 10 kişilik daha sonra da 100 kişilik bir muhafız grubunu Ankara’ya göndermiştir. Milli şuurun oluşması ve harekete geçmesi için Giresun’da Gedikkaya isimli bir de gazete çıkaran Osman Ağa, Giresun Belediye Başkanı unvanıyla Kasım 1920’de Ankara’ya gitmiş, 12 Ocak 1921 tarihinden itibaren de 42. ve 47. Alayların kurulması çalışmalarına başlamıştır. Osman Ağa komutasındaki 47. Gönüllü Alayı Mart 1921’deki Koçgiri Ayaklanmasını bastırmıştır. Osman Ağa komutasındaki bu alay ve Hüseyin Avni Alpaslan komutasındaki 42. Alay Sakarya Savaşında büyük bir kahramanlık ve cesaret örneği vermiştir. 42. Alayın büyük bir kısmı komutanları Hüseyin Avni Alpaslan ile birlikte şehit düşmüştür. Savaştan kısa bir süre sonra, Osman Ağa, Trabzon milletvekili Ali Şükrü Beyin ölümünden sorumlu tutulmuş, 2 Nisan 1923’te çıkan bir çatışmada henüz 40 yaşındayken vefat etmiştir.

“Topal” Lakabını Alması

1912 yılının Ekim ayında Bulgarlar, Karadağlılar, Sırplar ve Yunanlılar, Osmanlı İmparatorluğuna savaş ilan ettiler. Hıristiyan Komitacılar Türk ve Müslüman halka karşı katliamlara başladı. Ordumuz ise gırtlağa kadar politikaya bulaşmıştır. Gruplaşmalar ve çekişmeler nedeniyle zayıf düşen ordumuz Edirne’yi terk ederek çekilmeye başlamıştır. Düşman, Çatalca’ya kadar gelmiş ve ülkede seferberlik ilan edilmiştir. Askerlik çağı gelenler, yedekler, gönüllüler askerlik şubelerinin yolunu tutmuştur. Osman Ağa’da bunlardan biridir.[3]  Osman Ağa 8 Ekim 1912’de başlayan Balkan Savaşı’na katılmıştır. Osman Ağa bu savaşa askerlik bedeli olan paran ödenmesine rağmen gönüllü olarak katılmıştır. Balkan Savaşı’nda, Çatalca Cephesinde Bulgarlara karşı savaşırken, sağ diz kapağına isabet eden şarapnel parçasıyla yaralandı. Sağ ayağının kangren olma ihtimaline rağmen bacağının kesilmesine karşı çıkarak diz kapağındaki şarapnel parçasının alınmasına razı oldu. Şişli Etfal Hastanesinde yapılan tedavisinin ardından sağ ayağı topal kaldı. Bacağının iyileşmesinden sonra taburcu olan Osman Ağa, 1913 yılının sonlarına doğru Giresun’a döndü. Bu andan itibaren Topal Osman Ağa diye anılarak büyük bir nam saldı.[4]

  1. Dünya Savaşının Başlaması ve Topal Osman
  2. Dünya Savaşı’nın ani sebebini 28 Haziran 1914 günü Avusturya-Macaristan veliahtı François Ferdinand’ın Saraybosna’da bir Sırplı tarafından öldürülmesi teşkil eder. Bu olay karşısında Avusturya’nın Sırbistan’a savaş ilan etmesi ve Rusya Sırbistan ve Almanya’nın da Avusturya’nın arkasında yer alması, Avrupa’yı bir hafta içerisinde dünya çapında bir savaşa sürüklemiştir.[5] I.Dünya Savaşı başladığı sırada Osmanlı Devleti Trablusgarp ve Balkan Savaşlarındaki yenilgi ve büyük toprak kayıpları ile çıkmış bulunuyordu. Bu yenilgiler Osmanlı Devletini uluslararası alanda bir yalnızlığa itmişti. Hem bu siyasi yalnızlıktan kurtulmak hem de bu mücadele içinde tarafsız kalamayacağını düşünen Osmanlı Devleti birtakım ittifak teklifini İtilaf Devlerine götürdü. Osmanlı devlet adamlarının çeşitli ayrıcalık ve birtakım ekonomik çıkar vaatlerine rağmen İngiltere ve Fransa Osmanlı Devleti ile ittifaka yanaşmadılar. Rusya’da, böyle bir teklifi reddetti. İtilaf Devletleri, Osmanlı’nın tarafsız kalmasını istiyorlardı. Bunun en büyük sebebi Osmanlı’yı savaş sonunda paylaşılacak bir pasta olarak görmeleridir. Bu durum karşısında yalnızlıktan kurtulmak isteyen Osmanlı Devleti Almaya ile yakınlaştı. Osmanlı Devleti tarafsızlığını ilan etmiş olmasına rağmen Almanya’nın çabaları ve gelişen diğer olaylar ile savaşa girmeye zorlanmıştır. Alman gemisi olan Goben(Yavuz) ve Breslau’nun (Midilli) Osmanlıya sığınması ve bu iki geminin Rusya’nın Sivastopol ve Odessa limanlarını bombalaması ile Osmanlı resmen I. Dünya Savaşına girmiş oldu.[6]

Almanya’nın Osmanlıyı savaşa sokma sebeplerinden biride Avrupa’da kendi yükünü hafifletmek istemesiydi. Çünkü batıda Fransa doğuda ise Rusya Almanları zorluyordu ve Osmanlının doğuda bir cephe açması gerekliydi. Osmanlı bütün olumsuzlara rağmen doğuda Kafkas cephesini açtı. Kafkas Cephesinde düzenlenen Sarıkamış Harekâtı ile Osmanlı Devleti ağır kayıplar verdi. 90.000 Türk askeri Sarıkamış harekâtı sırasında donarak şehit oldu. Osmanlının bu başarısız harekâtı ve bölgedeki Rum ve Ermenilerin Ruslara yardım etmesi Rusya’nın Anadolu’ya girmesini kolaylaştırdı. Kars, Ardahan, Batum, Muş, Bitlis Rusların eline geçti.

Özellikle Doğu Karadeniz de Ermeni ve Rumlar Ruslarla işbirliğine giriştiler. Rumların Pontus hayali peşinde koşan çeteler oluşturması ve silahlanmaları, hükümeti bazı tedbirler almaya zorlayacaktır. Bu tedbirlerin ilki 9 Mart 1916’dan başlayarak Rumların güvenli iç bölgelere kaydırılması oldu. Giresun kazasında Rumların sevkinde hiçbir olumsuzluk ve şikâyet olmamıştır. Ancak, Rumlar Ruslar lehine casusluk etmekten ve Müslüman köylere saldırmaktan yinede geri durmazlar. İşte bu günlerde Pontus çeteleri karşısına Giresun’daki en etkili sivil kuvvet Giresunlu Osman Ağa ve Gönüllü 93 arkadaşı Ruslara karşı savaşmak üzere Trabzon’a gelirler. Burada Trabzon hapishanesinde yatan Giresunlu Dalgaroğlu Bilal, Soytarıoğlu Dıvalak Salih, Engüzlü Abbas Çavuş, Borazan Şeref, Çayanoğlu Ali ve Fındıkçıoğlu Ali adlı mahkûmlarda çeteye katılırlar.[7] Trabzon’da bir gün otelde kalan gönüllüler, ertesi gün Batum’a varıp Çoruh Nehri kıyısına mevzi alırlar. Rus ordusu bizim ordumuzdan hem sayı hem de tehcizat bakımından üstün durumdadır. Gönüllüler gerilla taktiği ile düşmana hayli zayiat verdirirler ancak geri çekilmek zorunda kalırlar. Ruslar karşısında ordumuz Hopa’ya daha sonra da Erhavi’ye kadar çekilmek zorunda kalır.[8]  Osman Ağa, Giresun’a dönerek yeni gönüllüler toplamaya başlar. Firarileri de yakalatarak kendi bölüğüne katar. Ancak ne kadar fedakârlık gösterseler de, kendilerinden kat kat üstün Rus birliklerini durdurmak mümkün olmaz. Vuruşa vuruşa Tirebolu’daki Harşıt Irmağına kadar çekilirler. Burada kahramanca direnerek, düşmanın Tirebolu’yu işgaline set çekerler. Osman Ağa bir ara Tomoğlu İsmail Ağa ve Kara Ahmet Ağa’ya dönerek “ Eğer geri çekilirken veya yara alırda yürüyemezsem beni düşmana sağ teslim etmeyin. Beni vurun ondan sonra çekilin” demiştir.[9] Osman Ağa ile ilgili merak ettiklerinizi Mustafa Kemal’in Muhafız Komutanı Giresunlu Osman Ağa kitabından öğrenebilirsiniz.

Sercan YILMAZ

[1] Seyfullah Çiçek, Topal Osman, İstanbul, 2011, s.23

[2] Süleyman Beyoğlu, Milli Mücadele Kahramanı Giresunlu Osman Ağa, İstanbul,2009, s.27,28

[3] Çiçek, a.g.e. , s.25

[4] Teoman Alparslan, Topal Osman Ağa, İstanbul, 2007, s.19

[5] Fahir Armaoğlu, 20.Yüzyıl Siyasi Tarihi, İstanbul, 2010, s.132

[6] Enis Şahin, Mustafa Demir, Haluk Selvi, Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi, Sakarya, 2006, s.55,56

[7] Beyoğlu, a.g.e. s.30

[8] Ümit Doğan, Mustafa Kemal’in Muhafızı Topal Osman, Ankara, 2014, s.25

[9] Çiçek, a.g.e. s.32