RUMELİ HİSARININ ŞEKLİ
RUMELİ HİSARININ ŞEKLİ
RUMELİ HİSARININ ŞEKLİ
PLEVNENİN DÜŞMESİ VE GAZİ OSMAN PAŞANIN TESLİM OLMASI

Gazi Osman Paşa, aylardır devam eden Rus kuşatmasına karşı Plevne’yi kahramanca savunuyordu. Fakat kalede erzak ve cephane tükenmişti. Kendilerinden birkaç kat daha kalabalık Rus ve Rumen kuvvetlerine daha fazla direnmek mümkün olmayacaktı. Kaleden çıkış harekatı yapıp, düşman saflarını yararak kurtulmak için çareler aranıyordu.Gazi Osman Paşa 10 Aralık sabahı 40.000 neferden oluşan ordusunu iki eşit kısma ayırmıştı. Bunlardan 20.000 kişilik birinci kuvvet Rus istihkamlarına taaruz ederek muhasara hattını yarıp geçmeye çalışacak , diğer 20.000 kişilik kuvvet ise evvelkinin taaruzunu himaye ederek onlar geçtikten iki saat sonra hücumda bulunacaktı.Kıtalar yavaş yavaş Vid suyunu geçmeye başlamıştı. Sabah saat on sularında Tahir Paşa’nın kumandasına verilen birinci fırkanın hepsi nehrin sol sahiline varmış ve Gazi Osman Paşa nın emrine göre nehirden yüz adım ileride yalnız bir hat üzerine yayılmaya başlamışlardı.

Gazi Osman Paşa birinci grubu bizzat kumandasına alarak Vid Suyunu geçmeye ve düşman bataryalarının süvari ateşi altında Rus mevzilerine yaklaşmaya muvafak olmuştu. Kafile ise henüz köprüden geçmeye başlamış şafak söktüğü sıralarda arabaların yalnızca yarısı karşıya geçebilmişti. Fırkanın muharebe nizamına girmesi de ancak öğle vakti saat 1:30 civarında gerçekleşebilmişti.Ruslar huruc hareketinin o cihetlerden yapılacağını haber aldıklarından askeri kıtalarının büyük bir bölümünü o tarafa yığmışlardı. Daha sonra da Dolni-Dubnik cihetinden Plevne kuvetlerini top ateşine tabi tutmuşlardı. Esasen Ruslar, Gazi Osman Paşa nın o günlerde huruc hareketini icra etmek üzere olduğunu, kullandıkları Bulgar casusları vasıtasıyla, her gün muntazam bir şekilde haber almaktaydılar. Gazi Osman Paşa mezkur liva başında umumi hareketi sevk ve idare etmeye çalışırken , diğer taraftan Totleben muhasara ordusunun ricat hattını kesmek için derhal bir çevirme hareketine girişmişti…Muharebe az bir zamanda her tarafa sirayet etmiş, Vid Suyu kenarlarından Plevne içlerine kadar her yer ateş içinde kalmıştı.Plevne kuvetleri 1.500 metre kadar ilerledikten sonra düşmanın keşif ateşi önünde ister istemez biraz duraklamak zorunda kalmıştı. Durumu sezen Gazi Osman Paşa avcı hattını takviye etmek suretiyle bu duraklamayı önlemiş ve kıtaların tekrar ilerlemeye başlamasını sağlamıştı.Plevne ordusu neticede muhasara hatlarının en yakın kısımlarına kadar ulaşmış ve Rusların bulunduğu ilk istihkamlara saldırmıştı. Bu saldırı neticesi birinci fırka düşmanın müdafaa hattını yarmaya başlayarak üç büyük istihkam ve on bir kadar topunu zaptetmişti. Fakat Rusların birinci müdafaa hattının 1 km. gerisinde ikinci bir müdafaa hattı yeralmaktaydı. Bu iki hat arasında durmak ise mümkün değildi. İki kısma ayrılmış olan Plevne ordusunun bu iki kısmı tamamen muharebeye iştirak etmiş, ama kafi derecede destek bulamamıştı.Plevne ordusu Rus mevzilerine karşı büyük bir şevk ve azimle hücum etmişti. Bizzat Gazi Osman Paşa tarafından kumanda edilen askeri bir kıta cephe hattını yararak Sibirya ve Güney Rusya alaylarının müdafaa etmekte bulunduğu tabyaları süngü hücumu ile zaptetmişti,. Fakat huruc hareketini ikmal için ihtiyata bırakılmış olan 20.000 kişilik kuvvete lüzum duyulmaktadı. Bu esnada bu kuvvetler Rumenlerin de muharebeye katılmaları ile Rus kuvvetleri karşısında zayıf düşmüş, Gazi Osman Paşa dan da herhangi bir destek alamamıştı. Bütün asker ve subaylar ellerinden gelen tüm gayreti göstermelerine rağmen, kendilerinden çok daha fazla olan düşman gücü karşısında geri çekilmek mecburiyetinde kalmıştı.Öğleye doğru Ruslar, gelen takviye kuvetlerinin de yardımıyle, Gazi Osman Paşa kuvvet lerinin zaptetmiş olduğu tabya ve topları tekrar istirdad etmişlerdi. Gazi Osman Paşa ordusu nun diğer yarısını bir müddet beklemiş, nihayet mağlub oldukları haberini alınca, öğle üzeri vakitlerinde Vid Suyu ‘ndan ricat karar vermişdi. Fakat bu sırada Rus-Rumen topçularının ateşi sonucu isabet eden bir şarapnel parçasıyla altındaki atı ölmüş ve kendisi de sol ayağından yaralanmıştı.Gazi Osman Paşa yaralı vaziyette harekatı idare edemeyeceğini anlayarak etrafındaki kumandanlara: “Ben bu halimle tam bir isabetle adarede bulunamam. Binaenaleyh, kumandanlığı rızamla kumandanlar arasında en kıdemli olan Adil Paşa ya bırakıyorum. Vaziyet neyi icab ettirise onu yapsın.” Dedi, fakat Adil Paşa harb vahim ve nazik bir safhaya gelmiş olduğundan, aczini ileri sürerek bu teklifi reddetmişti. Bunun üzerine bazı erkanı harb zabitleri:”Bu hal ve şerait dahilinde mukavemet imkansızdır. Bizim için düşmana teslim olmaktan başka çare yoktur”, diyerek fikirlerini beyan etmişlerdi.Bir türlü teslim olmayı, temsil ordu ve devletin şeref ve haysiyetine yediremeyen Gazi Osman Paşa nın üzüntüsü cidden büyüktü. Fakat kurtulmak için hiçbir ümit kalmamış, her taraftan da sarılmıştı. Neticede içinde bulunulan halin nazikliği ve maiyetinde bulunan kumandanların ısrarı sonucu teslim olmaya karar vermişti.Gazi Osman Paşa yaralandıktan sonra Vid Suyu’nun sağ sahilinde küçük ahşap bir eve nakledilerek burada gelişigüzel yerleştirilmiş olan bir yatağa yatırılmış ve yarasının tedavisine çalışılmıştı. Ateş kesilir kesilmez Vid Köprüsü nden giden yolda beyaz bir bayrak yükselmişti. Bu, teslim görüşmelerini başlatmak amacıyla gelen bir Osmanlı zabitiydi. Bunun üzerine General Skobelef de beraberinde kırk kadar subay ve gazetecilerle köprüye doğru ilerlemişti. Osmanlı subayı Skobelefin tercümanıyla birkaç dakika konuştuktan sonra gözleri bağlı olarak General Ganetski nin yanına götürülmüş, fakat General subayın küçük rütbeli olduğunu öğrenince kendisiyle görüşmeyi reddetmişti. Bunun üzerine Plevne Kıtasından bir başka subay gönderilmişti. Türkçe den başka bir dil bilmeyen bu subaya Ruslar, Gazi Osman Paşa ya hitaben yazılmış Fransızca bir mektup vermişlerdi. Bu mektupta:”Ekselans, burada kumandanlık eden General Ganetski, sizin yaralı olduğunuzu bildiğinden ancak sizi temsil edebilecek bir parlamenteri kabul edeceğini söylememi emretti”,denilmekteydi, bu mesaj , ikinci gelen subayla Gazi Osman Paşa ‘ya iletilmiş ve mezkur subay da muhatab kabul olunmamıştı.Birmüddet sonra, tümenin önünde General Skobelef maiyetiyle beraber, köprüye varmıştı. Köprünün arkasında gruplar halinde ve ellerinde silahları bulunan Plevne askerleri yeralmaktaydı.Skobelef ve muhabir McGahan köprüye vardıklarında kendilerine yaklaşan bir Osmanlı subayı Osman Paşa’nın bizzat geleceğini haber vermişti. Bu haber üzerine Skobelef heyecan içinde:”Osman Paşa çağımızın en büyük generalidir. Memleketinin şerefini korumuştur. kendisine elimi uzatarak bunu ifade edeceğim”, diye hissiyatını dile getirmişti.Gazi Osman Paşa nın gelmesinin beklendiği bir sırada Tevfik Paşa’nın bir at üzerinde yaklaştığı görülmüştü. Tevfik Paşa Rus subaylarına doğru ilerleyerek Fransızca olarak:”Osman Paşa yaralandı!” demiş, Skobelef de:”Ümit ederim ki yarası ağır değildir, değil mi?” diye sormuştu. Tevfik Paşa buna:”Bilmiyorum” karşılığını vermişti. Uzun bir sessizlikten sonra Skobelef bu defa:”Görüşmek istediğiniz biri var mı? Kiminle konuşmak istiyorsunuz?” sualinde bulunmuştu.Tevfik Paşa bu dakikalarda sükur halinde ve durgun bir vaziyette gözlerini ufka dikmişti. Ancak yanlarına Çarlık karargahından General Strokolof geldiğinde Tevfik Paşa,Gazi Osman Paşa ve ordusunun teslim olduğunu, ordusunu teslim etmek görevini başkasına burakmak istemediğinden General Ganetski nin yatmakta olduğu küçük kulübeye kadar gelmesini rica ettiğini belirtmişti. Bunun üzerine haberin General Ganetski ye ulaştırılması için derhal bir subay yola çıkarılmıştı. General Ganetski hemen köprüye gelmiş ve General Strokov a barakaya gitmesi emrini vermişti.Bu emir üzerine genç general, etrafında birkaç subay, Gazi Osman Paşa’nın yaveri ve doktorlarının bulunduğu kırmızı kiremitli barakaya gelmişti.İçeriye giren Srokov, kendisini, ilkinin yaralılarla dolu bir ahıra, ikincisinin subayların bulunduğu küçük bir hücreye açıldığı üç kapı önünde bulmuştu. Odanın sağında bulunan bir ocak, odayı ısıtmaktan ziyade ortalığı dumanla kaplamıştı. Gazi Osman Paşa yaralı bir vaziyette, tahta bir iskemble üzerinde oturmakta ve doktoru Hasib Bey yarasını tedavi etmek teydi. Odanın duvarı boyunca, üzlerinden teesür okunan , paşalar yeralmaktaydı.General Strokov odaya girince Gazi Osman Paşa güçlükle doğrularak elini uzatmıştı. Bunu gören Strıkov: “Paşam yaralısınız, lütfen rahatsız olmayınız” diye ricada bulunmuştu.Bir müddet sonra General Ganetski barakaya gelmiş, şapkasını
çıkararak elini bir dost rahatlığı ile Osman Paşa’ya uzatmış ve:”Sizi tebrik ederim. Yapmış olduğunuz hücum fevkaladeydi. Askerlerinize lütfen emrediniz silahlarını bıraksınlar”, diyerek Gazi Osman Paşa nın yanına oturmuştu… Saatler ilerledikçe ortalığı derin bir sessizlik ve kasvet havası kaplamıştı.Her iki Generalin odadan çıkması üzerine Gazi Osman Paşa o güne kadar şerefle kullanmış olduğu kılıncını çıkartarak General Ganetskiye uzatmıştı.