Elmas Mehmet Paşa
Elmas Mehmet Paşa
Elmas Mehmet Paşa
Sarı Süleyman Paşa

Sarı Süleyman Paşa (ö. 14 Ekim 1687, İstanbul), IV. Mehmed‘in saltanatında, 18 Aralık 1685-23 Eylül 1687 tarihleri arasında bir yıl dokuz ay altı gün sadrazamlık yapmış Osmanlı devlet adamıdır.

Hayatı
Boşnak asıllıdır.[1][2][3] Doğum yeri Hersek sancağında Prepölye kasabasıdır. Boşnak Süleyman Paşa olarak da bilinir. Vakfiyede babasının adı Mürüvvet’tir. Saraya alınıp Helvacılar Ocağında yetiştirildi. Sonra padişah müsahibi Dilsiz Tavşan Ağa’nın hizmetinde bulunup kethudaşı oldu. Takiben kapıcıbaşı’ Eylül 1669’da çavuşbaşı, 1672’de sedaret kethudaşı, 1676’da büyük imrahor oldu. Bu görevde iken Mekke’ye Kabe’yi tamirle görevle gönderildi.

Daha sonra sadrazam Fazıl Ahmed Paşa’nın kethudalığına getirildi. Yine büyük imrahor görevi almıştı. Viyana Kuşatması ve bozgunundan sonra kızlar ağası “Yusuf Ağa” ve sedaret kaymakamı Kara İbrahim Paşa ile birlikte olup Sultan IV. Mehmed’den sadrazam Merzifonlu Kara Mustafa Paşa’nın azledilmesi ve katledilmesi için bir hatt-ı humayun alıp Merzifonlu Kara Mustafa Paşa’nın 25 Aralık 1683’de Belgrad’da azil edilip idam edilmesine neden oldular. Yeni sadrazam Bayburtlu Kara İbrahim Paşa oldu. Sari Süleyman Pasa ise 1684’de ikinci vezir rütbesi verilip Lehistan cephesinde ordu seraskeri oldu. Bu cephede III. Jan Sobieski’nin komutasındaki Lehistan orduları ile yapılan çarpışmaları kazandı. Başarılı askeri komutan olarak isim yaptı. Sadrazam Bayburtlu Kara İbrahim Paşa ise cepheye gitmeden İstanbul’daki rakiplerini ortadan kaldırtarak (örneğin Melek İbrahim Paşa) sedaretini sürmekte ise de kudretli askeri komutan ünü olan “Sarı Süleyman Paşa”‘yı elimine etmeyi başaramadı. Sonunda Bayburtlu Kara İbrahim Paşa padişahın gayet kâti emrine uymayarak hastalık bahanesi ile cepheye gitmekten kaçınınca 18 Aralık 1685’de sadrazamlıktan azledildi ve Sarı Süleyman Paşa’ya sadrazam ve serdar-ı ekrem görevleri verildi.

Sarı Süleyman Paşa 1686’da yazında Avusturya üzerine sefere çıktı. Fakat bu sefer gayet başarısız oldu. Lorrain Dükü V. Karl komutasındaki Kutsal ittifak kuvvetlerinin Osmanlı hakimiyetindeki Budin Kuşatması’nı kaldırmak için yaptığı birkaç askeri taarruz sonuç vermedi ve Avusturyalıların üç buçuk aylık kuşatmasında 18 taarruzu püskürtülmekle beraber sonunda 2 Eylül 1686’de Budin düştü. Avusturya orduları o yıl Samaturna, Peçuy, Kaposvár, Siklos kalelerini de ellerine geçirdiler. 1686-87 kişini Sarı Süleyman Paşa ordu ile Belgrad kışlağında geçirdi. Ertesi yıl Avusturyalıların Osijek üzerine yaptıkları saldırısını önledi. Fakat Avusturya ordusu sonunda bir köprübaşı kurarak Drava Nehrini geçmeyi başardı ve Mohaç yerleşkesinin 24 km güneybatısında Siklós kalesi önünde 5 Eylül 1687’de yapılan İkinci Mohaç Muharebesi adı verilen muharebede komutası altındaki Osmanlı ordusu büyük bir hezimete uğradı. Osmanlı ordusu bu muharebede 10.500 kadar zayiat verdi. Sarı Süleyman Paşa morali bozulan orduyu Eğri kalesine destek vermek için harekete geçme emri vermesi ordunun askerlerini gayet rahatsız etti.

Ordu Varadin ordugahında Sadrazam ve serdar-ı ekrem Sarı Süleyman Paşa’ya karşı ayaklandı. Sarı Süleyman Paşa askerler tarafından öldürüleceğinden korkarak, sancağı-i şerifi alıp cepheden gizlice kaçtı. Yanında Yeniçeri Ağası Bekri Mustafa Paşa ile defterdar Seyyid Mustafa Paşa ile birlikte Belgrad’a geldi. Sonra Rusçuk üzerinden 18 Eylül 1687’de İstanbul’a geldi. Bu asker ayaklanmasına elebaşılık yapanlar arasında Yeğen Osman Paşa ve Halep Valisi olan Abaza Sivayuş Paşa’da bulunmaktaydı. Sarı Süleyman Paşa’nın kaçtığı anlaşılınca ayaklanmayı idare eden askerler toplanıp kendilerinden olduğunu bildikleri Abaza Sıvayus Paşa’yı serdar ve “Sadrazam” olarak seçtiler. Orduda disiplin kalmamıştı ve ordunun serdar ve Sadrazam seçtiği Abaza Sivayuş Paşa orduyu disiplin altına alamadı ve ordu bir keşmekeş içinde cepheden ayrılıp İstanbul’a dönmeye başladı. Asilerin elebaşıları olan sipahilerden Küçük Mehmed, Mülazımbaşı Ahmed, Kethuda-yeri Çolak Hüseyin, Ebu Yusufoğlu Hamza, Baltacı Kürt Hüseyin ve levent bölükbaşıları, güya komutan olacak, Abaza Sivayuş Paşa’yı istedikleri gibi idare etmekteydiler. İsyancı ordu bir keşmekeş halinde Balkanlardan Edirne’ye geri dönmeye koyuldu. İstanbul’da padişah IV. Mehmed asi ordunun kendini tahttan indirebileceği endişeleri içine girdi.

İstanbul’a Ekim 1687’de varan Sarı Süleyman Paşa sancak-ı şerif ve mührü hümayunu sedaret kaymakamı Recep Paşa’ya teslim etmişti. Konağı yakınında yakın komşusu ve eski dostlarından olan “Salomon” adlı bir Yahudi’nin evine saklanmıştı. İstanbul’daki otoriteler onu aramaya başladılar ve çok geçmeden yakalandı. Kapılar arasına bir müddet tutuklandıktan sonra 14 Ekim’de idam edildi. Katlinde 60 yaşlarında bulunmaktaydı.[2] Kesilen kafası Balkanlarda yolda bulunan orduya gönderildi. Padişah isyancı ordunun emrivakisini de kabul edip isyancıların “Sadrazam” seçtikleri Abaza Sivayuş Paşa’ya mühr-ü humayun göndererek onun sadrazam olduğunu resmen kabul etti.

Gövdesi Üsküdar’da Doğancılar yakınında yaptırdığı cami yanına defnedildi.