ŞEHİD DERVİŞ PAŞA
ŞEHİD DERVİŞ PAŞA
ŞEHİD DERVİŞ PAŞA
ŞEHİD DERVİŞ PAŞA

1578 yılı Ağustos ayının 9. Cumartesi günü idi. İran Şahı 30.000 kişilik kalabalık bir orduyu Osmanlı sınırına göndermişti. Hedef Erzurum’du. Sadrazam Lala Mustafa Paşa, Erzurum beylerbeyi Özdemiroğlu Osman Paşa’yı İran üzerine sefere memur etti. O da Derviş Paşa’yı düşman kuvvetleri hakkında istihbarat yapması için küçük bir öncü kuvvetle, İranlıların karargah kurduğu Çıldır civarına gönderdi. Yanında üç yüz kadar asker bulunuyordu. İran ordugahına yaklaştığı zaman, onların gayet dağınık vaziyette ve ani bir hücumla dağıtılabilecek bir durumda olduğunu gördü. Yapabileceği iki tercih vardı. Ya düşmana saldıracak, yada geri dönecekti. Bu takdirde askerin maneviyatı bozulacaktı.

Derviş Paşa silah arkadaşlarını şöyle bir süzdü, kararını verdi. Geriye çekilmeyecek, dövüşecekti. Dağları taşları inleten naralarından birini attı:-Koman koca kurtlarım, koman.Atının dizginlerini bıraktı, sol eli ile yelesinden yakaladı. Sağ elinde kılıç, düşmanın içine daldı. O kadar şiddetli saldırmıştı ki, bu üç yüz kişi ile düşmanın iki alayını bozdu. Diğerlerini de yüzgeri etti. Fakat İranlılar çabuk toparlandılar. Geriden aldıkları taze kuvvetlerle karşı hücuma geçtiler. Müthiş bir boğuşma başladı. Derviş Paşa’nın askerleri hızla eriyordu. Ağalardan otuzu şehid olmuştu. Sadece Paşa’nın etrafını on düşman askeri çevirmiş, üzerine hücum ediyorlardı. Nihayet Paşa’yı atından yere düşürdüler. Fakat Derviş Paşa yenilgiyi kabul etmiyordu. Yerde de şanına ve bahadırlığına yakışır bir şekilde karşı koyuyordu. O sırada yetişen ağalardan ikisinin yardımı ile atına tekrar bindi. Bu sırada Özdemiroğlu Osman Paşa esas kuvvetlerle yardıma yetişti. O anda yağmur bastırdı. Top ve tüfek kullanma imkanı kalmamıştı. Onun yerini kılıç aldı. Osman Paşa duruma hakim olmuştu. Derviş Paşa bir kenarda duruyordu. Atının üzerine yatmış gibi eğilmişti. Osman Paşa bir an düşündü. Acaba ümitsizliğe mi düşmüştü? Genç Paşayı gayrete getirme için bağırdı:-Ne durursun Derviş’im, haykır da dağlar taşlar inlesin!Derviş Paşa uzaklardan gelen bu sesi duydu ve atının üzerinde doğruldu:-Yürüyün bahadırlarım, vurun aslanlarım! Diye bağırdı.Narası ile atını düşmana doğru sürdü. O zaman mesele anlaşıldı. Göğsü al kan içindeydi. Osman Paşa’nın gözleri doldu. Yanında bulunan ağalara:-Tiz peşinden gidin, alın getirin, emrini verdi. Savaş dakika dakika şiddetlenerek akşama kadar sürdü. Beş bine yakın asker kaybeden İranlılar mağlup olmuşlardı. Tarihimize Çıldır zaferi olarak geçen bu savaşın galibi Osman Paşa idi. Fakat hiç şüphesiz Derviş Paşa’nın payı da büyüktü. Akşam olmuş hava kararmıştı. Meşalelerin aydınlığında zafer kutlanıyordu. Özdemir oğlu Osman Paşa, Derviş Paşa’yı çadırında ziyaret etti. Güçlükle konuşarak:-Paşam, cenk bitti mi?Osman Paşa cevap verdi:-Gazan mübarek olsun, kazandık, dedi.Derviş Paşa’nın yüzünde bir gülümseme dolaştı, sonra da ağzından “Allah” sözü çıktı ve bir daha açılmamak üzere gözlerini kapadı. Kahraman Paşa şehid olmuştu.